Yaratılan Enerji Darboğazı ve arkasındaki Büyük Oyun ile ilgili görüşlerimi 2 yazı ile sizlerle paylaşmak istedim. İlk yazım aşağıdadır;
Temmuz ayında 13 ilimizi karanlıkda bırakan enerji krizinin ardından hem Hükümet hem de özel sektör temsilcileri karşılıklı olarak birbirlerini suçladılar. Bu suçlamaların ardından hükümet ve sektör temsilcileri biraraya geldiler ve yine anlaşamadan birbirlerinden ayrıldılar...Sanki 1-2 toplantı yapmakla, karşılıklı tavizler vermekle Türkiye'nin enerji sorunu çözülecekmiş gibi...
2002 yılından bu yana sürdürülen Enerji politikasının daha doğrusu politikasızlığının artık tutunacak dalı kalmamıştır. Maalesef uzun süredir kendi çapımda anlatmaya çalıştığım gibi Türkiye'yi karanlık günler beklemektedir. Haydi karanlıkta kaldığımızda mum ışıkları ve gaz lambaları ile idare ettik diyelim de ya tezgahlanan oyunla yine Türk halkının cebinden çıkacak olan dolarlar için ne yapacağız???
Enerji oyunu dünyada her zaman oynanan ve oyuncuları en yetenekli, en eğitimli ve en paralı kişilerce oynanan bir oyundur. Bu oyunda devletler iflas ettirilir, kurulur, yıkılır, borca sokulur ve oyuncuların elinde oyuncak olur. Çünkü Enerji olmadan hayatınızı devam ettiremezsiniz, evinizde yaşayamaz, hastalarınızı tedavi edemez, fabrikalarınızı çalıştıramaz, toprağınızı dahi işleyemezsiniz...Bu oyunu oynayanlara da kızma hakkı kimsenin yoktur. Sonuçta bu insanlar ve şirketler kendi ülkelerinin ulusal çıkarlarını ve halklarının yaşamını ve geleceğini korurlar, bunun için savaşım verirler. Siz de ulus olarak bu oyuna istesenizde istemesenizde dahilsinizdir. O zaman oyununuzu da iyi oynamak zorundasınızdır. Devleti yönetenlerin bu bilinçle doğru insanları göreve getirmeleri ve ulusal bir Enerji stratejisi oluşturmaları gerekir!!!!Yani öncelikle kendi çıkarlarını değil ulusal çıkarları gözetmeleri gerekir.
Pekiyi ülkemizde ne yapılıyor? Tahmin edeceğiniz gibi herkes ve özellikle de Ak parti kendi ve yakınlarının çıkarlarını ön plana alıyor. Şimdi oynanan oyunu dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım;
Ak parti iktidara geldiğinde hemen doğalgaz anlaşmaları çok pahallı anlaşmalar, ülkeyi satmışlar deyip herkesi Yüce Divana yolladı. Sonra da kalktı Rusya ile pazarlığa oturdu ve çıkıp dedi ki "Ey halkımız ben iyi pazarlık yaptım, artık Rusya'dan doğalgazı 3 farklı fiyattan değil tek fiyattan alıyorum, bu fiyat 123 USD'dir". Vay be dedirten bir hareket!! Aslında kazın ayağı öyle değildi tabii ki...
Rusya'dan biz 3 farklı fiyatla doğalgaz alıyorduk. Batı'dan gelen 2 farklı fiyat 128 USD ve 143 USD, Mavi Akım'dan aldığımız gaz ise 109 USD idi. Bizim iş bilen hükümetimiz gitti bunları aritmetik ortalamaya yakın olan 123 USD'ye işi bağladı. İş bilirler ya!! Bakınız Batı'dan gelen doğalgaz miktarı 14 milyar m3 ve anlaşmamız da 7 yıl sonra bitiyor. Mavi Akım'dan ise 16 milyar m3 alıyoruz ve anlaşmamız 22 yıl sonra bitiyor. İşin püf noktası da burada zaten; Batı'dan gelen gaza önümüzdeki 7 yıl boyunca ortalama (128+143)/2 x 14 x 7 = 13,279 milyon, Mavi Akım'dan gelen gaza da 109 x 16 x 7= 12,208 milyon olmak üzere toplam 25,487 milyon USD ödeyecektik. Şimdi ne ödeyeceğiz 123 x 30 x 7 = 25,830 milyon USD, sadece 343 milyon dezavantajlı durumdayız gibi gözüküyor değil mi? Ama kazın ayağı daha da beter, çünkü Mavi Akım anlaşması 7 yıldan sonra 15 yıl daha devam edecek. Hesaba devam edelim, daha önceki anlaşmaya göre 109 x 15 x 16 = 26,160 milyon USD ödeyecekken, yeni hesapla 123 x 15 x 16 = 29,520 milyon USD ödeyeceğiz, 3,360 milyon USD daha fazla ödüyoruz. Pekiyi toplamda ne oldu (343 + 3,360 = 3,703 milyon USD ) fazla cebimizden para çıkacak!!!! Ayrıca 7 sene sonra Batı'dan alacağımız gaz sözleşmesi bitince fiyat pazarlığı etme şansımız da ortadan kalkmış oldu!
Bu durum tabii ki doğalgaz ile üretim yapan santralları ve özellikle de özel üretim santrallarını(otoprodüktörler) etkiledi. 2004 yılından bu yana doğalgaza %75'e varan oranda zam yapıldı ve hükümet elektriğe zam yapmayacağım diye de tutturunca, özel üreticiler zarar etmeye başladılar. Bir şeyin hammadesine zam gelecek ama satış fiyatına populizm gereği zam yapmayacaksınız. Aynen 1970 lerin sonunda Demirel'in yaptığı gibi. Hani daha sonra 70 cente muhtaç olmuştuk ya. O zamanda Demirel hükümeti artan petrol fiyatlarını popülizm gereği fiyatlara yansıtmayıp bütçeden kaynak aktararak karşılamaya çalışınca olanlar olmuştu. Şimdi birer birer Özel Üretim Santralları üretimden çıkmaya ve santralları kapatmaya başladılar! Yani yaklaşan enerji krizini daha da öne alma yolunda hep beraber ilerliyoruz.
Ben yaklaşık 2 senedir dilim döndüğünce 2007 yılında bir Enerji Krizi yaşanacaktır diye söyleyip durdum, ilgili kişilere e-postalar attım... Ama her defasında çok bilir basınımız başta olmak üzere herkesden "Enerji fazlamız var, toprağa gömüyoruz, enerji krizi falan yok" diye cevaplandırıldım. Komik olan resmi makamlar dahil herkes Enerji açığı 2010 dan sonra diye cevap verdiler. Yani resmi makamlar resmen "Planlanan Enerji Açığı 2010'dadır" dediler...Siz hiç planlanan açık diye bir şey duydunuz mu?
Bir sonraki yazımda bu konuyu detayı ile irdelemeye çalışacağım...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder