Pazartesi, Ağustos 21, 2006

Tarikatların Murit Sayısı Neden Artıyor?(2)

Pekiyi ne yapılmalı da toplumun her kesimini laiklik etrafında toplamalı ve cumhuriyetimize yapılan bu dış kaynaklı iç saldırıyı durdurmalı?

Din söyleminin özellikle de sağ ve dinci partiler ile sadece kendi çıkarını düşünen dinci akımların elinden kurtarmanın başlıca anahtarı din eğitiminin ve öğretiminin Türkçeleştirilmesinden geçmektedir. Bildiğim kadarı ile dünyada kendi dili haricinde dinini yaşayan bizden başka bir ülke vatandaşı yoktur. Dini vecibelerini yerine getiren halkımızın önemli çoğunluğu ettiği duanın anlamını bilmeden dua etmektedir. Bu durum dinci bağnazların bulanık sudan yararlanarak halkımızın beynini hurafelerle doldurmasını sağlamaktadır.

Din konusunda bugüne kadar hep türban üzerinden yapılan ve yasaklamaya dayalı politikalar terk edilmelidir. Onun yerine özellikle dinci yobazların ikilemleri her yerde dillendirilmelidir. Örneğin, 1970’lerden önce neden Türban yoktu? O zaman Türban takmayan kadınlar Müslüman değil miydi? Ya da Kuran'da faiz örtünmeden daha da kesin bir ifade ile yasakken, özellikle dinci yobazların bundan neden yararlandıkları vurgulanmalıdır.

Ayrıca, eğitim ve öğrenim olarak donanımlı kesimin dini konulara daha fazla eğilmesi, okuması ve etrafına da öğrendiklerini anlatması gereklidir. Bu kesim genelde bu konudaki yanlışlıkları ve sömürüyü görüp bu konulardan uzak durmayı tercih etmekte bu da dolaylı olarak dinci yobazların meydanı boş bulmasına sebebiyet vermektedir.

Dinimizde ruhban sınıfı yoktur ama imamlık yapan zümre maalesef eğitim yönünden eksiktir. Bu konuya doğru bir şekilde yaklaşıp, bu eksikliğin giderilmesi elzemdir. Doğrusu imam-hatip ve ilahiyat fakültesi mezunlarının bu işi yapmalarıdır. Tabii bu kurmlardaki eğitimin de çağdaş olması şartı ile...

Ama her şeyden önemlisi kadınlarımızın kendi haklarına sahip çıkmalarıdır. Ancak kadınlarımız ikna olduğunda ve kendi bireysel özgürlüklerine ve bağımsızlıklarına sahip çıktıklarında din sömürüsü sona erecektir. Türban takan kadınlarımız incelediğimizde ilginç bulgulara ulaşırız. Aşağıdaki 2 paragrafta bu konu hakkındaki kendi tespitlerimi anlatacağım.

Türban takan kadınlarımızla yaptığım söyleşilerde edindiğim izlenimlerimle başlamak istiyorum. Öncelikle kendi aralarında bariz bir şekilde ikiye ayrılmış durumdalar. Hane geliri açısından iyi durumda olanlar ve geliri düşük olanlar. Hane geliri yüksek olanların eşleri siyaseti ve dini çıkar amaçlı kullanarak zenginleşmişlerdir. Zenginliğin getirdiği tüm imkânlardan yararlanmaktadırlar. Genel olarak bu kesimde olan kadınlarımızın gelecek korkusu yok gibi gözükmektedir ve türbanı hem kimlik hem de statü olarak takmaktadır. Ama sürekli olarak bir sorgulama ve kuşku içerisindedirler. Ya eşleri kendilerini aldatıyorsa ya bırakıp giderse ne olacaklar ne yapacaklar gibi sorular kafalarının bir yanında sürekli vardır. Özgürlüklerini hemen her fırsatta kullanmaya ve genişletmeye çalışmakta bir anlamda kendilerini garantiye almak istemektedirler. İlginç olan bu kesimdeki kadınlarımızı büyük çoğunluğu da eğitimli ama çalışmamaktadır. Eşleri çalışmalarını kesinlikle istemez. Ekonomik açıdan kendilerine bağımlı olmalarını ister. Çalışmaya başlayan ve bir nebze de olsa ekonomik gelir elde etmeye başlayan türbanlı kadınların bir süre sonra evlilik hayatlarında sorunlar çıkmaya başlamaktadır.

Hane geliri açısından geliri düşük olan kesimde ise durum daha farklıdır. Bu kesimdeki kadınlarımızın büyük çoğunluğu genel anlamda temizlikçilik, bulaşıkçılık, hazır giyim atölyelerinde işçilik, vb. işlerde çalışmaktadırlar. Aile bütçesine katkıları eşlerinden çoğu zaman daha fazladır. Fakat kazandıkları parayı olduğu gibi eşlerine vermekte ve ekonomik olarak eşlerine bağımlı kalmaktadırlar. Vermedikleri ya da biriktirmek istedikleri takdirde dayak ve baskı görmektedirler. Gelecek korkuları o kadar büyüktür ki neredeyse kocalarının yanında köle gibi yaşamaktadırlar. Türbanı da öncelikle giyecek bir şeyleri olmadığından takmaktadırlar. Eşleri de türban takmalarını istemekte, türban takmadıkları takdirde gözlerinin açılacağından ve şehirli kadınlar gibi yaşamalarından korkmaktadırlar. Bu gerçekleştiği takdirde kadınlar daha fazla özgürlük isteyecekler ve ekonomik bağımsızlık talepleri giderek de artacaktır. Böyle yaşayan kadınlarımızın hemen hepsi kocalarına diş bilemekte ama çaresizlikten kaderlerine boyun eğmiş şekilde yaşamlarını sürdürmektedirler. Aslında tam anlamıyla toplumsal bir dramdır yaşadıkları ve işin acısı şu andaki sistemimizle başka çareleri de yoktur.

Saptamalar bunlar ise çözüm yolları nelerdir? Yukarıda teşhisi yapılan sorunlara nasıl bir çözüm getirmeli ve baskılar karşısında bunalan kadınlarımıza nasıl bir çıkar yol göstermelidir? Bu sorunların çözümleri ile ilgili öneriler aşağıda dikkatinize sunulmaya çalışılacaktır.

• Kadınlarımızın toplum için değeri ortaya çıkarılmalıdır. Çocuklarımızın karakteri ve zekâsının %70’i 3 ile 5 yaş arası oluşmaktadır. Burada babadan çok anneye görev düşmektedir. Annelerin vereceği eğitim, çocuklarımızın geleceğini dolayısı ile ülkemizin geleceğini şekillendirecektir. Bunun ne kadar önemli olduğu topluma ve kadınlarımıza anlatılmalıdır.
. Kadınlarımızın çalışma hayatına daha da fazla katılması sağlanmalıdır. Gerekirse şirketlere kota uygulaması bile düşünülmelidir.
• Kadınlarımızın geleceğini güvence altına alacak bir sigorta sisteminin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Özellikle evlerde temizlikçi ve dadı olarak çalışanlar için ev sahiplerinin bu katkı payını onların adına yatırmalarını sağlamak sistemin önemli yaptırımlarından bir tanesi olabilir. (Kocaların paraya el koymasını önlemek amacı ile).
• Çalışmayıp evinde oturan kadınlarımızı da zorunlu olarak sigortalı yapmak bir diğer çözümdür. Böylelikle hem bu kadınlarımızı çalışmaya zorlayacak hem de evin erkeğinin bu primleri yatırmaya mecbur olacaklardır.
• Her ilde mutlak surette baskı gören kadınların tam bir gizlilik içerisinde başvurabilecekleri merkezlerin kurulması sağlanmalıdır. Bu merkezler güvenlik birimleri ile ortak çalışarak mağdur olan kadınlarımızı korumaya almalı ve sorunlarını çözecek şekilde yapılandırılmalıdır.

Yukarıda sıralanan öneriler daha kapsamlı hale getirilebilir, değiştirilebilir ya da genişletilebilir. Önemli olan bu konuda kamuoyunu da bilgilendirerek gerekli adımların atılmasını sağlamaktır.

Yoksa türban üzerinden politika sürekli olarak bu işten çıkar sağlayanlar tarafından gündemde tutulacak ve kullanılacaktır. Türban üzerinden yapılan propaganda ise Tarikatların gücünü arttıracaktır.

Esenlikler dilerim...

Hiç yorum yok: