Uzun zamandır ekonomi ile ilgili kaleme almayı düşündüğüm fikirlerimi, Sn. Yaman Törüner bugünkü yazısında çok güzel bir şekilde dile getirmiş. Bakalım bu işin sonu nereye gidecek??? 26 Yıldır aynı masalı dinliyoruz ve bu masal torunlarımızı da bugün itibarı ile borçlu hale getirdi. Ve hepimiz seyrederken bizim peyniri de birileri yiyor...
Sn. Yaman Törüner'in 02.10.2006 tarihli yazısı...
Dünyanın en pahalı borçlanmasını yapıyor, beklenen enflasyon oranının 5 katı faiz veriyoruz. İnanılmaz bir şey. Önümüzdeki 2 yıl için hedeflediğimiz enflasyon % 4. Gelecek 5 yıl için, sabit faiz % 20.89 oranıyla borçlanıyoruz. Yani, 16.89 puan reel faiz ödüyoruz. Üstelik, ihtiyacımızdan fazla borçlanıyoruz. Reel faizin yüksek olduğu durumlarda, "kısa vadeli" borçlanılır. Biz ise "uzun vadeli" borçlanıyoruz.
İşçiye, memura, köylüye gelince; ücrete, maaşa, ürüne enflasyonun altında artışlar yapıyor; rantiyeye enflasyonun 5 misli faiz ödüyoruz.
Peki bu anlaşılmaz işi neden yapıyoruz?
- Ya, kafamız çalışmıyor.
- Ya, bizi zorlayan var.
- Ya, bu politika birilerinin çıkarına geliyor.
- Ya, ekonomide bizim bilmediğimiz ama borçlananların bildiği bir risk var.
- Ya da hepsi.
Vatandaşın peyniri
Polis, suçluyu yakalamak için, paranın izini sürer. Biz de öyle yapalım. Bu politikadan kimlerin çıkarı var, bunları inceleyelim. Böylece, vatandaşın peynirini kimin çaktırmadan yürüttüğünü anlamaya çalışalım.
Birinci şüpheli: Hükümet. Önümüzdeki süreçte bir siyasi ve ekonomik kriz olasılığı olduğunu biliyor. Ne pahasına olursa olsun, borçlanma vadelerini seçim sonrasına atmak peşinde.
İkinci şüpheli: Sıcak para getiren Türk ve yabancı rantiyeler. Doğal olarak, çıkarlarını düşünüyor ve fırsatlardan faydalanıyorlar. Nerede fırsat varsa, o ülkeye yelken açıyorlar.
Üçüncü şüpheli: Dövizle borçlu olan şirket ve kişiler. Döviz fiyatının artmaması için, faizlerin alabildiğince yükseltilmesini ve ülkeye sıcak para girişinin artmasını istiyorlar. Borçlarından başka hiçbir şey umurlarında değil.
Dördüncü şüpheli: IMF. Globalizasyonu sağlamak ve gelişmiş ekonomilerin çıkarını gözetmek uğruna, gelişmekte olan ülke ekonomilerini feda ediyor.
Beşinci şüpheli: Merkez Bankası. Enflasyon hedeflemesiyle ilgili hedefler tutsun da, isterse ülke batsın diye düşünüyor. Bu yüzden, sırf döviz fiyatı artmasın diye, gelecek yıl beklenen enflasyon kadar oranda, bir defada faiz artırabiliyor.
Altıncı şüpheli: Yabancı devletler. Her zaman olduğu gibi, Türkiye'nin ve ekonomisinin zayıflaması işlerine geliyor.
Yedinci şüpheli: İthalatçı. Borçlanma için astronomik yüksek faiz verilince, sıcak para geliyor, Türk Lirası değer kazanıyor, ithal malları ucuzluyor, servetine servet katıyor.
Sekizinci şüpheli: Türk halkı. Acı çekmekten, çaresizlikten, kandırılmaktan ve kısırdöngülerden zevk alıyor.
Dokuzuncu şüpheli: Hepsi.
Peyniri yürütülen biziz.
Biz kim miyiz?
İşçiyiz, memuruz, köylüyüz, küçük esnafız, ihracatçıyız, yan gelip yatan askeriz, Irak'a gitmek zorunda olan şoförüz, canını dişine takan polisiz, üreticiyiz, ulusal parayla borçlananlarız, kandırıldığının bilincinde olan kişileriz, ülkesini canından çok sevenleriz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder