Cumartesi, Ocak 20, 2007

Artık Hedef Ülke:Türkiye'dir!!!

Sözcüklerin bittiği yerde, sözü bir başkasına bırakmakta fayda var.

Hrant Dink'in alçakça öldürülmesinden sonra okuduğum yüzlerce yazıdan bir tanesini hem duygusal ve insani hislerimi tam anlamı ile anlattığı için, diğerini de nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu yine tam olarak anlattığı için sizlerle paylaşmak istedim...

Artık kendimize gelmeli ve bence artık açıkça belli olduğu üzere 21. Yüzyılın Hedef ülkesinin vatandaşları, halkı olarak Ulusal birliğimizi, kardeşliğimizi, bütünlüğümüzü korumalıyız. Kendimiz için çocuklarımız için, torunlarımız için ve atalarımız için...

Sıdesutyun Paregamıs! (Elveda Dostum!) CAN DÜNDAR
Adam gibi adamdı. Dağ gibi, ırmak gibi, çocuk gibi bir adamdı.
Özü sözü bir, yurtsever ve yiğit, dünyalar güzeli bir adamdı.
Bir sınır boyundaydık. İkimiz yürüyorduk.
Omzuma sarılıp bir öykü anlatmıştı bana:
Sivas'tan Fransa'ya göçmüş yaşlı bir Ermeni kadın,
"Toprağından yol geçecek.
"Gel" çağrısı üzerine Sivas'a, terk ettiği topraklara gelmiş yeniden...
80 yaşın yorgunluğuyla döndüğü topraklarda vefat etmiş.
Telefonla kızını aramışlar hemen; cenazeyi alması için...
Kızı "Bekletmeyin, toprağına gömün" demiş ve eklemiş: "Su, çatlağını buldu."
Gözleri yaşarmıştı bunları anlatırken...
Sonra, "'Türkiye'nin toprağında gözünüz var' diyorlar ya" demişti:
"Evet, gözümüz var bu vatanın toprağında... Ama koparıp götürmek için değil, en dibine gömülmek için..."
İşte o gözünü diktiği yere, ölesiye sevdiği, terk etmediği için de kurban edildiği bu toprakların kanlı sinesine yatırıyoruz Hrant'ı...
Elbette bekliyordu o da bunu...
Sağlam bir siyasi geçmişi vardı; bu topraklarda farklı düşünmenin, muhalif olmanın, demokrasiyi, özgürlüğü savunmanın kimlerce, nasıl cezalandırıldığını biliyordu.
"Güvercinlere dokunmazlar" diye yazsa da ülkesini tanıyor, yaklaşan "mukadderat"ı seziyordu. Tehdit edenler "git" diyordu; dostları gitmesini tavsiye ediyordu.
Gitse, bütün Batı'nın kapıları açılır; krallar gibi yaşatılırdı.
Ama gitmiyordu. Bu ülkeyi belki hepimizden fazla sevdiğinden gitmiyordu.
Yeni dede olmuştu; kendisinin soluyamadığı demokrasiyi torununa miras bırakabilmek için gitmiyordu.
Gitmiyor ve tehditlerin, birbiri peşi sıra açılan davaların, mahkeme kapısında linç için bekleşen ve bu saldırının provasını yapan çapulcuların arasında, bir ateş çemberinin tam ortasında yapayalnız yaşıyordu.
Kendi cemaati içinde bile yapayalnız...
Tetiği çeken alçak biliyor muydu acaba bu ülkenin bölünmemesinin, halkların birbirine düşman kesilmemesinin en büyük garantilerinden birinin Hrant olduğunu...
Asıl onsuz bu mozaiğin çatırdayacağını, bu demokrasinin yaralanacağını...
Türklerin aşağılanacağını...
Türkiye'nin onunla birlikte sadece cesur bir yurtseveri değil, kardeşçe bir arada yaşama umutlarını, barışı ve hoşgörü kültürünü de yitirdiğini...
Yoksa asıl amaç bu muydu?
Güzel dostum! Dün, upuzun serildiğin bu sokaklarda ürkek bir güvercin gibi sağını solunu kollayarak yürümeyeceksin artık...
Seninle Erivan'da yaptığımız gibi ayrı dillerde Sarı Gelin'i söyleyip ağlaşamayacağız.
Ama senin yaşadıklarını torununun da yaşamasına, bu ülkenin halklarının birbirine düşürülmesine de izin vermeyeceğiz.
Bak, dün gece "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz" diye yürüdüler gazetenin önünde...
Sırf bu manzarayı görebilmek için bir ömür vermiştin; göremeden gittin.
Hayattayken çabaladığını, ölümünle başardın.
Şimdi 301'i de kaldırır bunlar; belki dökülen kanın, Ermenistan'la kapıyı da aralar...
Belki o zaman diner, kardeş bildiklerince başından vurulmuş güvercinin acıları...
"Su, çatlağını buldu" diye yazmak zor senin ardından...
Ama, dilerim gözünü diktiğin ve can pahasına kopmamakta direndiğin o toprak, huzurlu bir yatak olur sana...

20.01.2007 GÜNDEM MUSTAFA BALBAY

Çok Tatsız Bir Sürecin Başlangıcı mı? Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı Hrant Dink 'in öldürülmesi her şeyden önce Türkiye'ye yönelik bir saldırıdır.

Ne yazık ki, 12'den vurmuşlardır! Bu anlamda Türkiye'nin üzerine düşen şudur: Ne yapıp edip bir an önce cinayeti aydınlatmak.

İlk bilgiler saldırının bir kişi tarafından düzenlendiği yönündeydi. Yaşı önce 18-19 dendi, ardından 24-25 olabileceği açıklandı. Yaşı başı ne olursa olsun, bu olay bir kişinin işi değil!

Kimin işi? Şu aşamada söylenebilecekler sınırlı ama, soruyu soruyla yanıtlamak gerekirse: Bu cinayet kimin işine yaradı?

Her şeyden önce, Türkiye'yi uluslararası alanda mahkûm ettirmek, her anlamda hedef haline getirmek isteyenlerin işine yaradı! Bugünden tezi yok, dünyanın dört bir yanında şu tür propagandaların başlamış olduğunu duyar gibiyiz: "Bakın, Türkiye'de Ermeniler kıyılmaya devam ediyor..." "Geçen yüzyılda yaptıkları yetmedi, İstanbul'daki 30-40 bin kişilik soydaşımızı da yok edecekler!" "Hâlâ 1915 olaylarını görmezden gelen varsa, İstanbul'daki işlenen cinayete baksın!"

Bu ve benzeri propagandalarla başlayacak sürecin devamını ne yazık ki çok sık konuşmak, yazmak zorunda kalacağız. Önümüzdeki dönem neler olabilir? Türkiye aleyhine çeşitli ülke parlamentolarından çıkarılan Ermeni iddialarına ilişkin kararlar, yasalar artabilir.

Bu gelişmelerin ardından ABD'de Demokratların başı çektiği ve 24 Nisan'a kadar tamamlanması öngörülen Ermeni kararı kabul edilebilir. Bugüne dek dünya parlamentoları sadece Ermeni iddialarının doğruluğuna ilişkin kararlar alıyorlardı. Önümüzdeki süreçte daha ileri gidilebilir ve şu istenebilir: "Türkiye, 1915 olaylarının gereğini yerine getirmelidir." Nedir gereği? Tazminatla başlar, toprak sorunuyla devam eder!

Bütün bunlar zaten kafaların arkasında vardı. Dink cinayetiyle birlikte masanın üzerine konabilir. Türkiye, AKP iktidarı bu iddiaları göğüslemeye hazır mı? Hükümet, hangi ulusal konuya; tüm ülkeyi kucaklayan, güven verici bir iklimle yaklaştı ki! Türkiye'nin son yıllarda ciddi yaralar almış iç barışının önemini bir kez daha vurgulayalım...

Yeniden Dink cinayetine dönersek... Dink, Türkiye'de genel kabul görmeyecek görüşleri ortaya atan, bunları yazan-söyleyen bir kişiydi. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor: Dink, Ermeni diasporasının da sık sık dışladığı kişilerden biriydi. Fransa'nın, "Ermeni soykırımı olmamıştır" demeyi suç saydığı yasayı parlamentosunda kabul ettiği günlerde buna karşı çıkmış, "Fransa'ya gidip o yasayı çiğnemek istiyorum" demişti. Diasporada, Dink'i Türklerin asimile ettiğini söyleyenler bile çıkmıştı.

Çok cılız da olsa son dönemde Türkiye'nin şu tezine haklılık verenler artıyordu: "Bu işi tarihçilere bırakalım. Biz arşivlerimizi açtık. İsteyen gelsin istediği incelemeyi yapsın..." Dink cinayetinin hedefleri arasında bizce bu tez de vardı. Türkiye'nin bu önerileri, şu aşamada kurşun sesleri arasında kayboldu.

Küresel aktörler Dink cinayetine hangi gözlükle bakacak? Bu tür cinayetler kendi içindeki anlamından çok, yüklenmek istenen anlamla etki yaratırlar.

AB'den, ABD'den gelen ilk haberler şu yöndeydi: "Türkiye'de bir Ermeni öldürüldü!" Önümüzdeki dönem içi her şeyle doldurulabilecek bir tümce. Irak tartışmalarının üzerine çıkan Dink cinayeti herkesin kafasına dank etmeli: Türkiye artık hedef ülke!

1 yorum:

Adsız dedi ki...

sn:celal toroğlu yapmış olduğunuz bazı açıklamalar kulağa hoş geliyor fakat bazı konularda çok abartmışsınız mesela hrant dink olayını.. (türkten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan ermenilerin ermenistanı kuracağı asil kanda mevcuttur) demesi sizin ve benim ve tüm türklerin moralini elbette çökertmiştir çünki bir türk asla hakareti kabullenemez ve siz o insanı melek gibi anlatıyorsunuz evet şeytanda allahın huzurundan kovulmadan önce bir melekti fakat bu melek bile olamadan şeytanlık yapmaya çalıştı ve hakkını aldı (bu ülkenin ekmeğini yiyip sonrada bu ülkeye ihanet eden gün gelir ekmeği yediği yerden kurşunuda yer)artı emeğiniz için teşekkür ederim......... birde türban olayından bahsetmişsiniz sizin benim ve bütün türklerin atası olan osmalıda bütün insanlar kapalı giyinirdi kadınlar çarşaf giyinirdi fakat hiç kimse karşı çıkamıyordu neden:? şu anki insanlar gibi her kafadan bir ses çıkmıyordu her insan sorumluluğunu biliyordu ve adaleti güvenilirdi bir hata yapıldığında hırsızlık eşkiyalık vs hemen cevabı veriliyordu gerekirse idam ve bu adalet sayesinde osmanlı 600 yıl dünyaya hüküm sürmüştür ama insanları imanlı idi dinine bağlı yaratıldığını bilen hiçbirzaman kendini boş emellere kaptırmayan kesin kararlı hoş tavırlı müslüman olanlarının başları kapalı idi olmayanlarada saygı duyarlardı.. şimdi ise ben osmanlı torunuyum diye kimse kalkıp övünmesin bir çanakkaleye bile sahip çıkamayan türkiyemizi psikolojik savaşlar altında bırakan şu anki türk büyüklerimi kınıyorum ayrıca geçmiş olsun çanakkalemizi kimse geçemez diyede övünmeyelim savaşarak alamadıklarını psikolojik harekatla almış bulunuyorlar ve okadar çok yazar varki hep boş işler peşindeler yok neden türban olsun yok ergenekon yok büyük çeteler bırakın bu işleri be kardeşim tabi türban taksın tamam çeteler çökertilsin ama insanlarımızın beynini çökertmesinler yazarlarımız eğer yapabiliyorsa ki onlar yazar psikolojik harekata karşı birşeyler bulup yazsınlarki faydalanalım ülkem faydalanabilsin bu oyunları aşabilelim gelişebilelim teknoloji bakımından tutun türklüğümüze faydalı yanlarımızlada dünyaya ünvan salalım bu ülke hep böyle gitmeyecek sn:toroğlu