Acaba ülkemizde demokrasinin tam olarak yerleşebilmesi için temel sorun AB temsilcilerinin, basınımızın köşe başlarını tutmuş yazarlarının, bir takım entellektüellerinin, bazı STK'ların ve siyasetçilerinin bir çoğunun söylediği gibi Ordu'nun siyasete müdahalesi midir veya Kemalist rejimin direnci midır?
Yoksa, bizzat siyasetçilerimiz, siyasal kurumlarımız ve bu işe uzak duran BİZ(halk) mi? Kimse bu soruları birlikte ele alıp, yorumlayıp düşündü mü acaba? Kalıp olarak, ne zaman bir sorun olsa hemen siyasetçilerimiz ve yukarıda sıraladığım diğer kesimler mesela Ordu’yu hedef gösterir. Sanki Ordu’nun müdahalesi olmazsa, soruna çözüm bulunacaktır!!! Bir de Kemalist rejimin direnmesi aldatması vurgulanır oldu son zamanlarda!
Aslında tam tersi değil mi?; Bence çağdaşlaşmanın, demokratikleşmenin önünde ki en büyük engel bugünkü siyasetçilerimiz, basınımız, ve BİZ(halk) değil miyiz? Ülkemizde Kemalist rejimden eser mi kaldı ki suçu hemen ona atma kolaycılığına kaçılıyor?
Kaliteli bir siyasi hayatımızın, siyasi insanlarımızın-liderlerimizin olmaması; düzgün işleyen, nitelikli bir siyasal yapıdan yoksun olunması, ülkemizin hemen her türlü temel sorununun kaynağını oluşturmuyor mu?
Çok partili yaşama geçtiğimizden bu yana tam 56 yıl geçti ve bu süreçte şaka değil ama 3 ordu müdahalesi yaşadık ve 7-8 yıl da ülkemizi Ordu yönetti ama geriye kalan 48 yıl da bizim seçtiğimiz siyasiler yönetti bu ülkeyi. Tüm müdahaleler öncesinde de, ülkeyi yöneten siyasiler derin siyasal ve ekonomik krizler yaratmadılar mı?
Bu 48 yılın 40 yılında ve Ordu'nun müdahale sonrası 7-8 yıllık döneminde ülkemizi sağ ve din eksenli partiler yönetti. (10 yıl Menderes, 11 yıl Demirel, 6 yıl Özal, 4 yıl Yılmaz, 4 yıl Çiller/Erbakan, 5 yıldır Erdoğan) Bu iktidarlar bu süre zarfında tüm bürokrat atamalarını yapmadılar mı? Buna Ordu'nun atamaları da dahil değil mi? Ülkemizde özellikle 1980 sonrası milliyetçi/muhafazakar ve dinci bir yapılanma olmadı mı? Bu tip bir yapılanma ve yönetimin Kemalist rejim ile ne ilgisi var? Ortada Kemalist rejim diye bir şey yok ki aslında!!!
Tamamen sağ politika ve din ekseni üzerine kurulu bir devlet yapılanması var ülkemizde...
Sağ ve din eksenindeki bu partiler ülkeyi yönetilemez duruma getirdiler ve tam 18 kez ekonomik kriz ardından da 18 kez IMF boyunduruğu yaşadık! Hepsinde de harfi harfine uyduk IMF'nin söylediklerine ve hepsinde de battık!!! Sonuçta son 20 yılda 1 trilyon USD dolarının üzerinde bir rakamı faiz olarak ödedik!!!
Ayrıca siyasette büyük kayırmalar, yapılan yolsuzluklar, Hazine’nin yağmalanması, özelleştirme adı altında ülke kaynaklarının çarçur edilmesi, bankaların ve kamu kuruluşlarının yağmalanması, peşkeş çekilmesi, kendi zenginlerini yaratmalar...
Yukarıdaki listeyi daha da uzatabiliriz ama sonuçta bu durumlara düştük...Burada sorumluluk aslında bilimsel ve çağdaş düşünen bu ülkenin aydınlık insanlarında değil mi? Hep yapılanları sessizce dinledik ve sadece seçim zamanlarında oy verdik. Önümüze de hep "Başka Alternatif Yok ki" söylemi kondu ve ona göre oy kullanıldı. Aslında oy verilen ve alternatifsiz denilen siyasi parti, isimleri değişmiş olsa da hep aynı partiydi, aynı düşünceydi ve aynı ekonomik programdı...Uygulanan tüm ekonomik programlar sadece sermayeye ve rantiyeye yaramadı mı? Sonuçta 10 milyon çok yoksul, 15 milyon yoksul, 10 milyon yoksulluğun biraz üstünde, 4,5 milyon işsiz bir yanda, 100,000 çok zengin öte yanda oldu. Bunu hiç sorguladık mı???
Hep "Vurun abalıya" misali Siyasetçilerimize yükleniyoruz...Aslında suçlu biz HALK değil miyiz? Bu siyasetçileri kim seçti? Uzak durarak, seçimden seçime oy kullanarak güya görevimizi yaptık, işimize gelmeyince de sürekli eleştirmedik mi? Pekiyi ne yapmalı derseniz, o da ayrı bir yazı konusudur--))) (devam edecek)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder