Çarşamba, Şubat 28, 2007

Sayılar Yalan Söylemez!!!!

1950'den bu yana uygulanan sağcı-dinci-projeli-vizyonlu politikalar ve bu politikaların savunucusu Büyük Türk Büyüklerinin ülkemize ne hale getirdiğinin göstergesi bir takım istatistiki bilgileri aşağıda bulacaksınız...Vizyon sahiplerini savunanlara duyurulur...

Resmi ve kayıtlı sayılara göre din görevlisi sayısı 90 bine ulaşmış durumdadır. Buna mukabil okul sayımız 70 bindir.

Oysa, Öğretmen açığımız bugünkü hükümete göre 100,000'dir.

İnşaatı devam edenler dahil kayıtlı Cami sayısı 80 bine ulaşmak üzeredir. (Okul sayımızdan fazladır)

82 ildeki Kuran Kursu sayısı 4,000 dir. Gayrı resmi ve kaçak olanlar hariç...

Cami yaptırma derneği sayısı 14,500 civarındadır...Ne yapıyorlarsa?

Hastane sayısı 1220 dir. Yaklaşık her 60 bin kişiye bir hastane düşmektedir. Oysa her 900 kişiye bir Cami düşmektedir.

Doktor sayımız 78,000 civarındadır. Yaklaşık 900 kişiye bir doktor düşmektedir.

Hastane yatak sayısı 190,000 dir. Bir başka deyişle aynı anda hastanelerimizde 190,000 kişi yatabilirken, camilerimizde yaklaşık 20 milyon kişi namaz kılabilmektedir.

Önümüzdeki yıllarda yapılması planlanan sağlık kuruluşu sayısı 40 iken, inşaatına yeni başlanan cami sayısı 1,100'dür.

Pekiyi bizimle hemen hemen aynı nüfusa sahip Almanya ve Fransa'da durum nedir?

Almanya'da 70,000 sağlık kuruluşuna karşılık 8,000 binin biraz üzerinde kilise var. Fransa'da 60 bin sağlık kuruluşuna karşılık 9,000 kilise var!

Aramızdaki refah farkının göstegesi olan bir kaç bilgi daha;

Almanya'da 11,000 binin biraz üzerinde, Fransa'da ise 4,000 kadar KÜTÜPHANE var. Ülkemizde ise sadece ve sadece 1435 KÜTÜPHANE var.

Bir ülkeyi yönetenler bütçeyi hazırlarken hangi konuya önem veriyorlarsa o konuya ağırlık verirler. Bu da ülkenin geleceği ile ilgilidir ve stratejiktir.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2006 yılı bütçesi 1.2 katrilyon TL.sı...

Buna karşılık 4 Bakanlığın bütçesine 22 üniversitenin bütçesini de ekleyin ancak Diyanet İşleri Başkanlığı Bütçesine ulaşıyorsunuz.

Şimdi mesela YÖK'e çatanlara sorulmaz mı? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye...

Yukarıdaki istatistiki veriler yer değitirmediği sürece ülkemizin gelişmesine imkan ihtimal yoktur.

Perşembe, Şubat 01, 2007

Solda Bütünleşme

Eski TBMM Başkanvekili ve DSP Milletvekili Uluç Gürkan'nın Solda Bütünleşme için başlattığı çalışmayı ülkemizin geleceği için çok önemli bulmaktayım.

Ülkemizin geleceğini emanet ettiğimiz siyasetin ve siyasetçilerin kalitesinin arttırılması ve ulusal çıkarlarımızı gözeten bir politika izlemeleri ancak ve ancak bizlerin siyasetçileri izlemesi ve yönlendirmesi ile mümkün olacaktır. O açıdan siyasetin Sol kanadından başlatılacak bütünleşme hareketi ülkemizin birlik ve beraberliği açısından son derece önemlidir.

Bu nedenle aşağıda Çağrı Metninin içeriğini sizlerle paylaşmak istedim. Destek vermek isteyenler www.ulucgurkan.net adresinden Çağrı Metnine katılabilerler.

Uluç Gürkan;

Türkiye İçin Solda Bütünleşme ve Kitleselleşme Çağrısı”

B E N D E V A R I M

Bencil ve sığ politikacıların koltuk kavgaları ülkeyi talihsizliğe sürüklememelidir..

Solun bütünleşmesi ve kitleselleşmesi son dönemin en çok konuşulan konusu oldu.

Bu nasıl gerçekleşebilir? Seçimlerde ittifak mı yapılması gerekiyor? Yapılırsa, bu ittifak kimler arasında, hangi yöntemle olmalı?

Benzeri bir sürü soru, merkez sol çevrelerde toz duman içinde tartışılıyor.

Yersiz bir tartışma değil.

Türkiye’de rejimin temel dayanakları tehdit altındadır. AKP iktidarı laik demokratik düzeni daha İslami bir yapıyla değiştirmeye çalışıyor. Bu amacına ulaşmak için yurt dışından, özellikle ABD ve AB’den destek almak uğruna, Kuzey Irak ve Kıbrıs gibi pek çok konuda ülkenin ulusal çıkarlarından ödün vermekten kaçınmıyor.

Gelinen nokta kritiktir. Ülkemiz, etnik ve dini cemaat temelindeki bölünme girişimlerinin pervasızca sahne aldığı bir dönemece sürüklenmiştir.

Bu duruma seyirci kalamayız. Laik demokratik düzen içinde ulusal bütünlüğümüzü ve bağımsızlığımızı korumak hepimizin yaşamsal görevidir.

Görevimizi yerine getirmemiz, çağdaş uygarlık yolunda ülkemizi yeniden etkin ve güçlü bir dünya oyuncusu konumuna taşımamız için öncelikle siyaset alanında kararlı ve özverili bir dizi adımın atılması gerekiyor.

Merkez soldaki ilk adım, hem siyasal partiler düzeyinde hem de gruplar ve kişiler bağlamında, bütün bireysel hesapları, beklentileri bir kenara bırakarak bütünleşmektir. Bu, aynen seçim ittifakı gibi sonuç verebilecek çeşitli işbirliği ve güçbirliği yöntemleriyle sağlanabilir.

Bu bütünleşme aynı zamanda ülke içinde de, eğitimden sağlığa, işsizlikten cari açığa, gelir dağılımı eşitsizliğinden bölgeler arası gelişmişlik farkına kadar pek çok alandaki çarpıklıkların ilacı olacaktır.

Merkez solda seçim işbirliğinın gerçekleşmesi, çağdaş, ileri ve gerçekten demokratik bir Türkiye özlemini taşıyan milyonlarca insanı harekete geçirecektir. Merkez solda ortak tutumların geliştirilmesi ve topluma inandırıcı bir gelecek planı sunulması, geniş halk kitlelerine heyecan ve iktidar umudu verecektir. Cumhuriyetçi, ulusalcı ve sol eğilimli kararsız seçmen çoğunluğu da böylece yeniden kazanılmış olacaktır.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin geleceği, demokratik sol ya da sosyal demokrat parti ve kişilerin bütünleşme ve kitleselleşme doğrultusunda atacağı kararlı ve özverili adımlara bağlıdır.

Biz aşağıda imzası bulunanlar, demokratik sol ya da sosyal demokrat bütün siyasal partileri, grupları ve kişileri seçim ittifakı gibi sonuç verecek büyük buluşmayı gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Ülkemizin geleceğinin bencil ve sığ politikacıların koltuk kavgalarına teslim edilmemesini istiyoruz.

Merkez solun seçim işbirliği görevinden kaçanlar bilmelidirler ki, hırsla sarıldıkları koltuklarının ülkeye bir hayrı olmayacağı gibi, kendilerini kurtarması da söz konusu değildir.